Teşrin
Bu Blogda Ara
10 Mart 2017 Cuma
Aşkı Aramak ve Bulmak Meselesi
Sabahın karanlığı,
İnsanın ölümü
Beklediği gibi bekledim seni
Acısızdı , oysa tüm kelimeler
Ortaklaşıp tek bir şey söylüyordu
Hayatın şarkısını
Tüm kapılar ona çıkıyordu
Ölüm,rüzgar gibi hissettiriyor kendini
Sabah,adeta bir sel
Gece,amansız bir kabus
Beklemek sonu olmayan bir hastalık
Sanki beklemek bir veba
Ben ona tutulmuşum
Ömrümde ilk defa birine aşık olmuşum
Beşeri aşk değildir bu aşk
Akif'in aşkı başkadır
Feyzi kendinde aramalıdır
Akif'in aşkı başka
Söylese tesiri yok, sussa gönlü razı olmaz
Fuzuli'den dem vururken
Akif,dalıyor hayallere
Mecnun oldu çöllere düştü
Leyla peşinde aşkı buldu
Leyla'yı bulan bir daha bırakmaz
Bir kere aşık olan bir daha olamaz
Feyz alınsın diye değil,derman olunsun diyedir
Akif'in bu mısraları hep bundan böyledir.
8 Mart 2017 Çarşamba
Gece
Belki de ben bitik biriyim
Belki de değil
Kim bilir tanımazsan, anlayamazsın
Düşünmeden , yazamazsın
Gece bitirdi beni
Düşünmeden alamıyorum kendimi
Türlü düşünceler etrafımda
Yoldaşlık ediyorlar dört bir yanımda
Gece bitirdi beni
Uyku bile küstü artık,
Yalnız bir uyku var onun zamanı yok
Ölümün şanı var adı yok
Gece bitirdi beni
Düşünmeden edemiyorum
Düşünceler yoldaşım
Ölüm sırdaşım
Yine bir gece ya da sabah
Farkeder mi?
Biteceğiz eninde sonunda
Ölüm kadar ani,dostluk kadar fani
Yaşam kadar gülünç,sevgi kadar kederli
Bu gece bitirdi beni
Akif'in de vardır elbet bir derdi
Bu derdi ona kim verdi
Verilmez ki dert,onunki verilirdi
Ah!Bu gece bitirdi beni...
Sonsuz uykuyu beklerken
Dalmak beşeri uykuya
Uyanmak sonraki yarınlara
Ah bu geceler varya
Bir dili olsa konuşsa
2 Mart 2017 Perşembe
And Olsun
Ufka daldık
Ve hayli geç kaldık
Ötesi yok yarının
Ne önemi var bir yarım hayatın
Onu harcamalı mazide
Bir and içip anda olup
Buluşmalı Gazide
Akmalı kan onun yolunda oluk oluk
Soğuk yüzler ardında bırakılan umutlar
Unutulanların ardından atılan nutuklar
Ölüm yas olmadan gelir bize geceden
And olsun Gaziye devam edecek saat
Kaldığı dokuzu beş geçeden
Ketboğa
21 Şubat 2017
21:43
Onu harcamalı mazide Bir and içip anda olup Buluşmalı Gazide Akmalı kan onun yolunda oluk oluk
Soğuk yüzler ardında bırakılan umutlar Unutulanların ardından atılan nutuklar Ölüm yas olmadan gelir bize geceden And olsun Gaziye devam edecek saat Kaldığı dokuzu beş geçeden Ketboğa 21 Şubat 2017 21:43
28 Şubat 2017 Salı
İki Padişah
Birleşmişler bir araya
Gelip sormuş soruyu
''Bu cihan kimlerin yurdu?''
Girmişler halkın içine
Sormuşlar herkese
''Birileri vardır fakat bilinmezdir...''
Bir çoban rastgelmiş
Padişahları seyretmiş
Gelip yanıtlamış soruyu
'' Bu cihan Türklerin yurdu''
Şaşırmış iki padişah demişler:
''Kimdir bu Türkler?''
Çoban takip ettirmiş kendini
Varmışlar bir düzlüğe
Padişahlar korkarak,sormuş tekrarlayarak
''Nerede bu Türkler? Nerede? ''
Derken bir ok gerilmiş
Ortalarına düşüvermiş
Padişahlar bakarken
Çoban açıklayıvermiş
'' Bu yore Turk yoresi,
Kanunlari Turk toresi,
Kelleyle odenir hainligin bedeli
Savasciliktir onlarin tek emeli
İşte böyle korku salar
Türk'ün büyük yöresi
Namı duyulur dört bir yana
Hükümdarlık hep olmuştur onlardan yana
Der herkes,hükmün tek sahibidir onlar
Başlarını da alsan,bağımsız olmadan duramazlar
Canları fedadır vatanına,amaçları vatandır her alanda
Yükseltirler milletini işte böyle yürür Türk'ün yöresi''
Arif der ki derinden
Elif eyledik Emre'den,
İlham aldık Akif'ten
Aşığız istiklale
Sonsuz istikbale
Varız ademiyetten,
Bitmeyen ebediyete
27 Şubat 2017 Pazartesi
Trabzon
Trabzon ki hoyrat fırtınaların en serini
Kül rengi bir gökyüzü sarmalamış üzerini
Bir şehir ki kara bulutlar altında ışıyor
Şark'ın Evlâd-ı Fâtihan'ı burada yaşıyor
Issız sokaklarında bir başıma yürüyordum
Her köşe başında sanki ecdâdı görüyordum
Can alıp can vermişti o kara zıpkalı erler
Şimdi kimsesiz kalmış mehmet kanı kokan yerler
O atadan yadigâr konaklar şimdi hep sisli
Köhne duvarları bile her beşer kadar hisli
Dalgaları hala kadırgaları andırıyor
Bir balıkçı, fetihten kalma ağları topluyor
Sanki koca deryaların köşesinde kurulmuş
Sanki o Mecnûn Leylâsına burada vurulmuş
Surlarından hala Fâtih'in sesi duyuluyor
Altın renkli güneş şimdi Yoroz'dan fecr oluyor
Ortahisar'da bir gazel okunuyor Avnî'den
Muhibbi ona eşlik ediyor Babüssâde'den
Akduman yine şahlanıyor, Karaduman sakin
Selim'in satırları dolu, bakışları kin
Fatih'den okunuyor ki Ezan-ı Muhammedî
Yürekler anıyor Sultan Fatih'i, Muhammed'i
Secdeye varıyor şimdi teker teker alınlar
Şükrediyor Türk'ü gönderen Allah'a tüm küffar
24 Kasım 2017
Trabzon
25 Şubat 2017 Cumartesi
Sonbahar
Sonbahar, aylardan kasım
Saçlarının rüzgarla dans ettiği aydayız
Benim o saçlara aşık olduğum
Dokunmaya kıyamadığım
Koklamaya doyamadığım
Ve..
Seni her gördüğümde
Seni her sol yanımda hissettiğimde
Bedenimin bir yaprak gibi savrulduğu aydayız
Evet sevdiğim
Kasım ayındayız.
Sana çok yakınım
Ama..
Aynı zamanda da çok uzağım
Ben..
Sensizlikle boğuşan
Senin yokluğunda kağıda kaleme sarılıp
Seni kelimelere dökmek için çırpınan bir adamım
Ben sadece gözlerin de yıllarımı kaybetmeyi istedim
Sadece sen ol yanımda
Gözlerinin ışığı aydınlatırdı beni
Muhabbet etmiştik bir kasım akşamında
Kahkahalarımız kaldı konuştuğumuz sıralarda
Bir de benim sana bakışım kaldı akıllarda
Bilemiyorum çoğu şeyi unutuyorum
Bildiğim tek bir şey var
Seni çok güzel seviyorum.
9 Kasım 2016
Çarşamba
Ketboğa
Sen Yoksun
Ne zaman geleceksin?
Ne zaman göreceğim seni?
Bitiyorum günden güne.
Yazamıyorum eskisi gibi
Anlatamıyorum derdimi sana
Her fotoğrafına baktığımda
Bir parça kopar kalbimden uzaklara
Başkasının yanındasın belki ondandır
Başka diyarlarda
Uzaklardasın
Hangi evin penceresinden bakıyorsun bana?
Şimdi konuşmayalım maziyi
İyi değilim zaten
Eriyorum günden güne
Sen yoksun ondandır
22:24
30 Ekim 2016
Ketboğa